Yayımlanmış Yazılarım

“HOKUS POKUS” ANADOLU, SİHİRLENMİŞ ÇOCUKLAR

Aslında ilk televizyonun insan hayatına girmesi ve Türkiye de ki kazandığı değer kıyaslanınca, Anadolu insanı bu boş kutuya dolu dolu bağlanmış.  Evlerinin her zaman en güzel yerini ona ayırmış. Üzerine en güzel işlemeli dantelleri örtmüş. Anadolu sakinleri kısa sürede çok iş yapmışlar, televizyonlaşma konusunda oldukça mesafe kat etmişler. Bu aptal kutunun dünya ile ilk tanışmasını;  İskoç L. Baird sağlamış. Gel gelelim yararı, zararı konusu da hep tartışılır olup; ağır gelen kefe hep zararı olmuş.

Bir süre önce, toplu bir kahvaltı esnasında, herkesin gözü güleç yüzlü program yapımcısı ve sakallı amcada takılı kalmıştı. Sadece yarım saatlik, sabahın erken vaktinde, bir elin 3 parmağı kadarı televizyonda yayında olan; ufuk açıcı, kararmış beyinlere hassas değerleri hatırlatıcı, sevgi ve hoşgörü adına bilgiler sunan, Allah ve Peygamberimiz Hz. Muhammed konulu bu programlar televizyonun yarar gramajına katkıda bulunuyor. Sofra başından birisi; “bu tarz programlar, herkesin en çok ekran karşısında oldukları zamanlarda, aynı anda tüm kanallarda sadece 15 dakikacık olsa ne iyi olurdu” diyerek iç geçirdi!

Aslında,  sihirli büyülü, kırmalı dökmeli, hayvani duyguların zirve yaptığı programların yanı sıra, ördekleşmeye inat örnek programlar olsa ne iyi olur. Önümüze sunulan ne ise onu izleyen, ona boyun eğen bir toplum olmaktansa, fikirler üreterek bulanmışlığa ışık olma çabaları artsa ne iyi olur. En büyük paysa; çabaları icraatlara dönüştürecek idarecilerin, yapımcıların varlığının artmasında…

Bir bardak çayı yudumlamak bu kadar güç mü olacaktı bana! Elimde bardak ile kala kalmama, şaşkınlıktan afallamama, tele-vizyon program rehberi sebep oldu! Saydım tam beş tane sihirli dizi; çocuklar için yazılmış senaryo adı altında. Nasıl bir sorumsuzluk, cahillik, ve ruh yapısı ile yazılıyor bunca dizi senaryosu? Ülkenin minicik beyinlerini ta küçük yaştan itibaren, medyumculuğa, büyücülüğe, sihre, düzenbazlığa iten bu dizileri hiç denetleyen bir kurul yok mu ki? Açık bir şekilde kader ve kaza inancına ters, inanç sistemlerine aykırı, inançsızlık üzerine kurulmuş “sihirli diziler” neden bu kadar arttı? Olmayan, olması bilmede, dine de, akla da, aykırı bu hayal ötesi dizileri ne amaca yönelik yayına sokuyorlar. Hem de; çocukların ekran karşısında en fazla oldukları zamanlarda…

Kısa süre de oynatılan filmler sayesinde, “hortlak”, “hayalet” ve “ruh çağırma” gibi kavramlar 7 den 70’e her bireyin zihnine başarı ile kazındı. Sırf bu diziler yüzünden, okullarda çocukları ellerinde kahve fincanları ile sıralar üstünde görmeye devam ediyoruz. Yakında ellerinde değneklerle, sihirbazları da görürüz! İnsanları kedi- köpeğe çevirme, senaryo gereği cin ve çocuklara aynı ekranda yer verme, gerçek olmayan perilerin insanlara yardım etmesi… Ve daha da fazla safsatanın çocuk dizisi olarak ekranlardaki yerlerinden edilmesi gerekiyor. Zararı bile tartışma boyutlarını aşan, tamamen Anadolu çocuklarını ve Anadolu geleceğini hedef alan yapımlar ve yapımcılar hak ettikleri, ibretlik cezalar için hukuk önüne çıkarılmalı. Bilimin, imanın, hakikatlerin, tarihin, anne ve baba sevgisinin, devlet- toplum, yurttaşlık şuurunu pekiştirici programların tele- vizyonların yarar kefesine eklenmesi çok lüzumlu bir gerçektir.

Hayaletlere, sihirlere, büyüye mahkum edilen Anadolu çocukları yerine; başarıları ile muasır medeniyet ideallerini gerçekleştirme çabasında olan çocukları görmek arzusu ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir