Köşe Yazılarım

Orucun lambasını yakabildik mi?

VE BAYRAM

Elveda Ey Şehr- i Ramazan dedik. Sezai Karakoç’un ifadesinde olduğu gibi: Oruca su sunduk mu? Yemek taşıdık mı? Acaba tuttuğumuz oruçlar, yanına gideceği eski oruçlara katacağı, söyleyeceği çok şeyleri olacak mı?

Ramazandan bize kalan en önemli ders: Kuran-ı Kerimi düşünerek, aklederek okumak olsun. Eğer bunu yapamazsak, işte o zaman Kuran’a saygısızlık yapmış oluruz ve işte o zaman Kuran-ı Kerim’e ayak uzatmış oluruz.

Gelen hiçbir misafir ev sahibine giderken bir hediye bırakmaz RAMAZAN DIŞINDA. Ramazan, “bayramı” bırakıyor. Tabii ki ev sahibiysek… Yok, misafir biz olmuşsak, Ramazan EV sahibi olmuşsa bize “Diş kirası” niyetine bayram bırakıyor…

Peki bayram nedir?

Hep kelimelerin, kavramların görünen yüzüne, manasına bakıyoruz. Bayram kavramı içinde aynı bakış geçerli. Şekerler, tatlılar, akraba, komşu ziyaretleri… Evet, bunlar bayramın görünen yüzü hatta aslında bunlar bayramın esas manasından haberdar olanlar ve bu haberi, mesajı doğru okuyup, anlayabilenlerin bir tür sevinci.

Ancak bayram: Ramazanın bize getirdikleri, bizim de Ramazandan elde ettiklerimizdir.

Ve bayram: Ramazan sayesindeki bitirişlerimizin ve başlangıçlarımızın adıdır hatta ilanıdır.

Bayram: “Ben Müslüman olduğumu hatırladım, tövbe ettim, yıpranmış-dökülmüş yanlarımı yeniden inşa ettim” demenin, diyebilmenin adıdır.

Bayram: Allah rızası için kötü halleri unutmak, unutabilmek, iyiliklere göz açıp, uyanabilmektir.

Bayram bir uyanıştır.

Bayram, aslında ölüm sonrası dirilişin provasıdır. Aylardır, yıllardır ölü olan yanlarımızın dirilişidir.

Bayram bir fetihtir. Ramazandan “Fatih” olarak çıkabilmektir.
(Salih gürbüz 25 Temmuz Cuma/ Ramazan 28 2014 saat 03.50-04.10- Konya – sahur vakti)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir