Yayımlanmış Yazılarım

3 Tekerlekli Şehir

Hayatın olağanca kargaşası içerisinde, yaşadığınız kentin seslerine ne kadar kulak kabartabiliyoruz? Ne kadar şehrin seslerini dinleme fırsatı yakalıyoruz?
Adımların sıklığı, günün yoğunluğu ve iş güç telaşı bahaneleriyle; değil şehre kendimize bile vakit ayıramıyoruz.
Ama büyük bir ayıp ediyoruz şehre karşı. Farkına varmadan yaptığımız diğer hatalar gibi… Aslında azıcık kulağımızı şehrimize dönsek, şehrin uyuo özel ve hisli bir o kadar da ona has sesini hissedebileceğiz.
Her şehir kendine özgü bir sembolle anılır ve bilinir. Yabancı bir kente gidince, size sorulan; şehrinizin neyi meşhur? Sorusuna cevap veremeyen bir yüz ifadesi ile çok kere karşılaşırız. Konya da yaşayıp ya da Konyalı olup ta sorulacak böylesi bir soruya mahçup bir ifadeyle” ben bilmiyorum” demektense gelin size ben şehrin sembolünü, şehrin sesini tanıtayım.
Tabii ki şehrimizin en özel sembolü Hz. Mevlana’dır. Yeşil kubbesi ile şehrin yüreğine ısıtan bakışlarıyla Mevlana ve Türbesinin yeri ayrıdır. Ama birde Konya ile özdeşleşen ayrıştırıcı bir ses var ki…
Bende uzun süredir unuttuğum şehrimizin o hoş sesinin ve sembolünün farkına vardım. Konya da yaşadığımı yeniden anımsadım. Konya da yaşıyorum diyebilmem için bir sebep vardı. Pencereye dirseklerimi koymuş dört duvar dünyanın yorgunluğundan ayrılmak, kopup çok uzaklara gitmek için bakınıyordum. Herkeste bir koşuşturma… Kimisi okula kimi işe kimi alışverişe kimi de arabasında belki de başka şehre… Bu sıradanlığı yırtan, beni ötelerden koparıp, Konya’ya getiren bir motor sesi. “Üç Tekerlekli Motor” sesi. Evet öyle bir ayrıştırıcı ve özgün sesi var ki… Konya ile özdeşleşen kaç ses var deseniz ilk ve tek olarak akla gelecek “Üç Tekerlekli Motor sesi”.
Her şehrin kendi sesini duyabilecek kadar hayatta olmanız adına…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir