Yayımlanmış Yazılarım

BİR TEŞHİR MEYDANI SOSYAL MEDYA

“Gayesiz yaşayanlar, nasipsiz kalılar”

Sosyal medyayı kullanmayan kalmamıştır. Belki kimileri için sosyal medya sadece Facebook, kimilerine göre twitter ya da bazıları için her ikisi ve diğerleri… Diğerleri kümesini oluşturan sosyal medya mecraları o kadar genişledi ki her geçen günde bir yenisi internet kullanıcılarının tüketimine sunuluyor. Sosyal medya hem tüketilen hem de tüketildikçe de aslında kullanıcılarını eğlendiren bir tür oyuncak. Ama yaş, mekan ve en önemlisi de zaman sınırlaması olmadan ulaşılabilir bir medya.

Sosyal medya ile gizli yanlarımız ve kendi özelimiz diyeceğimiz hallerimiz kalmadı. Çünkü sosyal medya ile, uluslararası istihbarat teşkilatlarının değişik yöntemlerle hatta türlü işkencelerle almaya çalıştıkları bilgileri sosyal medya tüketicileri rahatlıkla ve gönüllü olarak sosyal medya paydaşları ile paylaşabiliyor. Kişisel mahremiyet tanımı sosyal medya ile yıkılmakta, çünkü yemeğimizden, giyimimize, ailemizle geçirdiğimiz zamanlardan tutunda iş hayatımıza kadar her türlü yaşantımızı açıkça ve şuursuzca paylaşıyoruz. Bu paylaşımları vidyo, resim, edebi cümlelerle yapabiliyoruz.

Sosyal medya yaşama sevincini insanlar farkına varmadan öldürüyor. En kusursuz cinayet, yaşama sevincini öldürmektir ( Paulo Coelho). Sosyal mecralarda hapis olup, güneşi görmeyen, akrabalık ve komşuluk ilişkilerini unutarak aslında yaşama sevincimizi öldürüyoruz. Bu büyük bir cinayet. En önemlisi de aynı evi paylaşan aile üyelerinin aile olma hisleri ölüyor.

Sosyal medya ile ilgili diğer bir husus; insanların sosyal medyayı teselli olma merkezlerinden biri olarak görmeye başlamasıdır. Kişilerin dayanacakları dostları kalmayınca, kendini , yüzlerini-seslerini tanımadığı insanların satırlarına teslim etmesidir. Kırılmış kalplerin teselli durağı olarak Rabbimiz bizlere yeter. ..

Sezai KARAKOÇ “Gülümsemek yüzün zekatıdır” derken, tabii ki de sanal ortam araçları olan vidyoları, resimleri ve web kameraları işaret etmiyor. Yüzümüzün zekatı için bunlar hiçbir şey. Esas zekat hakkıyla, en iyisinden verebilmektir. Tebessümü en iyi yansıtan gerçek ve yüz yüze olan iletişimdir.

Güler yüz sevginin anahtarıdır derken Hz. Ali (r.a.), birbirimize canlı canlı gülümsemelerimizle ikramlarda bulunmamızı istemektedir. Buzullar eriyecek kadar küresel ısınma olsa da, yüreklerimiz, düşüncelerimiz ve cümlelerimiz gittikçe soğuyor. Sosyal mecraların smileleri ya da klavyede birkaç tuşla oluşturulan gülümsemeler maalesef yetersiz.

Sadi Şirazi’nin “Gayesiz yaşayanlar, nasipsiz kalılar” sözü de oldukça manidar. Bu hayatta en önemli zamanlar, enerjimizin bolca olduğu ergenlikle başlayan ve kırklı yaşlara kadar devam eden zaman dilimidir.

Şairin popüler sözünü bilmeyen yoktur: “yaş otuz eş yolun yarısı”… Ömrü Yarılamadan gayelerimize ulaşabilmeliyiz. Maddi ve manevi birikimlerimizi elde edebilmeliyiz. Bunun için de zamanın nasıl geçtiğini bilmediğimiz, çok akışkan ve yapışkan özelliği olan sosyal medyayı kontrollü kullanmak için kendimizi denetlemeliyiz.

“Geçip giden zaman değil, Ömürdür” diyerek çağlar öncesinden sesleniyor Hz. Ali Efendimiz. Ömrü geçirmek için kesinlikle bu sosyal medya mecraları gerçek ve uygun yerler değil ve bunu hepimiz biliyoruz ama kendimize seslice haykıramıyoruz.

Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder. Çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır (Montaigne). İnternet ve özelinde sosyal medya bizi her yerde yapıyor. Tabii elektrik olduğu sürece. Her yerde olup, her şeye laf yetiştirelim derken, dünyadaki varlık amaçlarımızdan haliyle uzaklaşıyoruz. Ve bir hiç olma yolunda internet ve sosyal medyada koşturuyoruz.

Hz. Ömer efendimiz; “bütün dostları gezdim, gördüm; ama dili muhafaza etmekten daha iyi dost bulamadım” demekte. Sosyal medya Hz. Ömer Efendimizin de ifade ettiği gibi aslında dilimizin çokça uzadığı, muhafaza edilemez bir hal aldığı yer oldu.

Hayatımıza çok fazla karıştırdığımız sosyal medyadan çıkıp, gerçek hayatın içinde teneffüs yapma zamanımız geldi geçiyor da… sadece teneffüsle kalmayıp, sosyal medyadan kaçmak, ya da onu sık sık kırmak için hayatta gerçek ilgi alanları ve uğraşılar edinme gayretinde olmalıyız. Şehrin ya da yaşadığımız mekanın muhakkak bizlere sunacağı çok basit ve kıymetli imkanları var. Sadece kafamızı ekranlardan kaldırıp, dünyaya bakmak.

Bir Cevap Yazın